12 Nisan 2013 Cuma

BİR SAAT SÜREN GEREKSİZLİK SONRASI

                Bir saat bile olsa benden uzaklığı buram buram özleme neden oldu. Yalan kim ne derse desin bir insan mutluluk dışında hiçbir şeyi özlemez. Hacı mutluluk o kadar güzel o kadar güzel bir şey ki seni anında önemsizleştirmeye yetti. Kız da neymiş be. Mutluluk varken gülümsemek varken Doğukan’nın bıyığını özlemek varken seni asla özlemem. Ben sadece gülmeyi özlerim. İnsanda ne oluyor bu mutsuzluğu gölgeliyor. Kız hele ne işe  yarıyor bilemiyorum. Gülebildiğim kadar insanız. Tek kişilik çekim ekleri  kullanmıyorum ki farklı olsun. Farklı olmak gibi niyetim yok. Yazdıklarımla para kazanmak gibi bir niyetim var sadece. Fark etimde ben yazdıklarımda çok fazla edat kullanıyorum. Bu edatlar bitirecek beni.
                Bütün güzel kızların ve dertli şarkıların canı cehenneme. Mitralyöz demek varken neden sen diye tutturayım. Zaten bir poligona gidip sıkmayı beceremedim. Tak tak tak sıkacağım. Affetmeden hedefi hem istediğim noktadan vuracağım. Kulağımda en psikopat şarkılar çalacak. Çünkü öfke dolu bir atış olacak. Dert veya sıkıntı değil öfke ve intikam olacak. Lan ne diyorum ben önceki paragrafta gülümseme burada pis şeyler. Beklide bir şeyler beni mutlu ediyordur kim bilebilir ? Tabi ki ben !
                Yaşasın saçmalamak. Ney anlamlı ki saçmalamak kötü olsun. Saçmalayan arkadaşımı özledim. O adi kişiliksiz insanı. Bakma böyle saydırdığıma sana gevezeliğini özledim ne diyeyim. Ne diyeyim biliyor musun hacı yarın kaç kere güleceğimi düşüneyim. Ama düşünürken suratımı asıyorum. Ben bu dünyaya mutluluğu aramak için gelmiş olamam. Ben bu dünyada elimdeki mutluluğu çatır çatır kullanmaya yarayacağım. Ve bu en iyi yapacağım iş olacak. Vay be bende iyi bir şey yapıyorum. Neymiş efendim bilgisayar tercih ettiği ağa bağlanamıyormuş bana ne ben güzel kardeşim ? sen bana soruyor musun nereden esti bu gevezelik ? Hayır. Ama sen zırt pırt egoist insanlar gibi sormadan cevap veriyorsun.
                Egoist insanlar asla mutlu olamaz. Yazdıklarımla kararım arasında bir bağlantı olmasa bile yazdım ben. Bu paragrafta burada biter müdürüm.

İLK ÇİNEKOP VE BALIK


                Saat olmuş sana 4 ben balık pişiriyorum. Hiç sevmesen istemesem dahi inat ettim. Bu arada sadece bir tane balık vardı ve bu balığı Emre yakalamıştı. Zeytinyağında güzelce kızarttıktan sonra mideye indirdim. Lezzeti farklı olmakla birlikte uğraşmaya değer olduğuna karar verdim ama saatlerce değil. Ben gidip bunun üstüne bir sigara içip geleyşm mi yoksa yazıyı bitirip mi gideyim bilemedim. Sabahlayacağım galiba o yüzden şimdi gideyim. Alakaya çinekop  kop kop. Açtım bir şarkı sabaha kadar yazmaya çinekoptan bahsetmeye kararlı bir şekilde ilerliyorum. Kokusunun az olduğu gözlerimden kaçmadı. Zeytinyağı ile pişirdiğim için olabilir beklide. Boğazım düğüm düğüm çözemiyorum. Yanında olamamak beni nasıl rahatsız ediyor bilemezsin hele konuşamamak. “Serçe parmağını yine kaldırdın bak” deyişin bu gün aklıma geldi. Ne yalan söyleyeyim seni özledim. Gözlerinde ufuğu umudu gördüğüm günler bir daha gelmeyecek günlerdir. Hatırlıyor musun bir keresinde sana kardelen vermiştim ve sen ilk kez bana sarılmıştın. Kardelen ne oldu ne yaptın onada mı kıydın ?  Sınıfının darlığına göm beni bırak kokunla ömrümü çürüteyim. Ömrümü senin yolunda götürmek varken neden ayrı bir yol çizdim kendime o berrak yoluna kurban olayım. O yolun çakıllarında toz olayım rüzgara karışayım nefesine çek beni. Sonra tut sakın benim yaptığım gibi bırakma. Ben sendeyken senleyken demiyorum bak sendeyken diyorum gökkuşağından kayıyordum. Evet evet o yüzden gökkuşağını bu yüzden seviyorum. Sen var ya ah sen. Sevdiceğimdin gönlümün başucuydun. İnsan başına nasıl adilik yapar ben kimim neden yaptım neden böyle oldum. Tutturmuştum içimde bir ıssız adam sevdası bu uğurda değil kendimi seni bile harap ettim seni lan seni sen sen var ya...
                sen Ahmet Kaya dinleme sebebim oldun. Yokluğunu içimde boğa güreşinden kaçan birine çevirdi beni. Her şeyi yaşadım her şeyi yaptım yapabildim ama seni atamadım içimden. Sen hala gözümün nurusun. Sen hala birtanemsin. Söz kimseye bundan sonra bir tanem demeyeceğim. Sen ne yapıyorsun kimbilir. Bensiz kaç rüya gördün, kaç sevdada beni aradın ? kaç sevdada beni aradığını bir bilsem bir bilsem. Keşke beraberken senden bir söz alsaydım benden sonra kocan hariç kimseye elini tutturmayacağına dair. Ah o zarif benli ellerin. Şimdinin herkesi her şeyi. Bakabildiğim kadar insandım ben seni görebildiğim kadar. Senden sonra ben hiç kimseyi sen edemedim. Kimseyi. Kimdeyim neden oradayım bulamadım. Sikerim konunun başlıkla alakasını !

BİR KEDİMİN OLMAMASI ÜZERİNE TEZLER

                Düz olarak bakarsak meseleye tez kim ben kimim. Ama öyle değil kafam bastığı için yazabilirim bir tez insanlar para karşılığında yazarken ben özgün içerik uğruna yazıyorum. Kediler kendi ailesi olan varlıklardır. İki tane gözleri vardır. Kısa 10 cm ortalamalı kuyruklara sahiptir. Zamanla evcilleşmiştir. Keşke insanları da evcilleştirebilsek.  Delete tuşunun sağdan sildiğini unutmadım. Gelelim kedilere Ali ağabeyimin vazgeçilmez hayvanıdır. Şirindir . Dişi veya erkek olarak doğada bulunur diyeceğim ama bir çok hayvan gibi onlarında doğal yaşam alanı perişan. Ağladıkça bozkırları kedilere uygun hale getireceğiz. Herkes bunu bilecek yani. Biz de canımızı adayacağız da neye onu bilmiyorum kirli bir kediye de olabilir. Van kedisine olmasını isterdim.
                Van kedisi türü tehlike altında olan ender kedilerden. Van yöresine aittir. Van dediğim için canım Kürtçe müzik çekti. Hunharca erol dan bir şeyler dinliyorum. Kediler için şarkının yazıldığı biliyorum. Nedense bir tek benim için şarkı yazılmadı. İşler güçler bu aralar çok sardı beni. Keyif alıyorum izlemekten. Salih zaten favorim. Onunda kedisi vardır ama o yemiştir. Malum hayvansı bir şahıs kendisi. Kürtçe’nin bu kadar önemli olması gayet normal. Uğruna onlarca şehit oldu. Şehit deyişimin anlamlı olduğuna hiç inanmıyorum. Bir tek seni sevdim gerisi yalan. Bu yazıyı son kere kedi diyerek bitireceğim. Bitti buda.

MASA VE GÜZERĞAH ÜZERİNE YAZMAK

                Hangi anarşist akla hizmet bu başlığı attım hiç bilmiyorum. Ne yazacağıma dair ise hiçbir fikrim yok. Sorun değil fikrim olmasa bile tuşlar basıyor. Gülücük koyarsam eğer imla bozulur mu bilemedim. Zaten harap ve bitap düşüncelere boğulmuş durumdayım. Harap veya bitap değilim düşüne düşüne o hale gelmiş duygularlayım. Çinekopumun buzu erisin de mideye indireyim. Ne zamana buzu çözülür veya hangi güzergahta erir fikrim yok güzergah kelimesini ne amaçla kullandığımı bilesin masa. Masa ve masal neden bu kadar çok birbirine benziyor acaba. İnsanlar masa da masal dinlediği için diyeceğimde masallar söylendiği vakitte masanın olduğunu sanmıyorum.
                Bizde canımızı adarız uğruna düştüğümüz güzergaha. Yumuşak  olan tek harfi bu kelimede kullanınca hata veriyor. Bir site bilinç altıma işlemiş r ile biten kelime kullanınca sonuna  e takmak istiyorum kahretsin. Hedefe ne kaldı şunun şurasında dersek eğer tek engel çalışmak ötesi berisi yalan masadan ibaret. Yazım boyutunu ne yapacağıma dair bir fikrim yok. Bugün bir haber gördüm. Polis cinayeti çözmek için Av Mevsimi filmindeki güzergahı takip etmiş. Bir masaya oturmuşlar ve masal ser masalan demişler. Bak yine sonuna o meçhul harfi ekleyesim geldi. Benim kelimelerim nedense hep hatalı.  Sezen abla çalıyor bende dinliyorum . bir kitabı alamadım zaten içim ona yanıyor ne gereksiz işlerle ilgileniyorum lan ben dillere destan gereksizlikler hem de. Benden de bi aylak adam olur diyeceğimde önce Vartoli den adam olması gerekiyor. Belki şehrimize at gelir güzel bir hipodruma gideriz. Yolu masadan geçer sanırım. Bu arada at yarışı izlemeye bir türlü gidemedim. Aklıma gelmediği için. Bu konuda da aylaklık edecek halim yok. Atlar güzergahı belli olan varlıklardır. Varlık kelimesini yazılarımda ilk defa kullanıyorum. Varlık varsa demek ki.
                Çay içtiğim için masada çinekop yiyemeyeceğim. Ama sen başkasın ya lan. Neden uzun insanları sevemediğimi çözmüş değilim ayrıca.

HADİ BAŞLAYALIM GÖZLERE

     Hasat zamanımı yaşıyorum ama arada toplayan makine hata veriyor. Bu sefer cümleler sorularla dolu olacak ama soru işareti koymaya niyetim yine yok. Tarih vereyim hemen ağabeyime 05.07.1987. Laptop neden siyah. Tıpkı masalar gibi. Masam mavi çekmecesi beyaz.  Renk cümbüşüne dönmüş halının üzerinde. Renkler olmasaydı ne olurdu halim. Renkler olmasaydı gökkuşağı da olmazdı. İyi ki renkler var. Renkler olmasaydı deniz olurdu o yüzden bir şeyler. Olaylar olaylar. Gözlerim ah çelişkili yalancı gözlerin. Gözlerin neden o kadar anlamlı. Sormamı mı bekliyorsun. Soracağım odur ki bana aşık mısın ? Paragraf başı yapmalıyız.
                Bu Makalenin bahsi bundan sonra göz olsun. Gözler yüzümüzde bulunur. İki tanedir yani bir çifttir. Sağda ve solda olmak üzere.  Olası göz problemlerinde ilk tedavi gözlüktür. Lanet olası göz. Her neyse Kürtlerde de renkli göz varmış. Renkli göz aslında bir göz hastalığıymış. Epilepsiye benzerliği var olup olmamasını düşünmeyeceğim. Sözün burasında fark ettiğim kadarıyla konu bütünlüğünü sağlayamıyorum demekki ben divan edebiyatı yazarı olabilirim. Parça güzelliğine bütün güzelliğindeki anlamdan daha çok önem veriyorum. Gözlerin yok mu o güzel gözlerin. Çok pis aşık olasım var bakalım kurban kim olacak. Umarım değer biri olur. Nah olur geçmişe bakılırsa. Gözlerinin rengini bile hatırlamazken gözlerinden bahsediyorum bu ne biçim bir saçmalıktır böyle. Emre’nin gözleri hangi renk acaba ? Başlığı değiştirdim ki anlamlı olsun. Şimdi belirlesem mi acaba etiketleri.
                Etiketleri şimdi belirlersem yayımlarken sıkıntı olmayacak. Bu yazıyı 300 den fazla ifade ile bitireceğim.  Kendime bir sekreter bulsam çok iyi olur. Konuştuklarımı yazsa yeter zaten konuştuklarım yazdıklarımdan daha fazla. Daha fazla kelimesini burada açgözlülük ile kullanmadım. Az kaldı az hedefe ulaşmak üzereyim. Son biraz daha gözlerden bahsedeyim de paragraf etiket ve sonuç anlamlı olsun. Yeter Lannn ! Kalecilerin hentbolcuların ve basketbolcuların kollarını kıskanıyorum hem de çok fazla içimi eriten hareketler oluyor ağlamak dahi geliyor bazen içimden. Ama benim gözlerim çoğundan daha güzel. E tabi olacak farkım.

27 Mart 2013 Çarşamba

Bir Tanede Sana

  Şimdi iki sayfadan birine sürekli yazıp ötekine yazmamak olmaz. Sonra ne bileyim işler karışır. Yazalım mı kazanalım. İlkokulda yazmıştım ilk mektubumu. Nereden ne bekliyoruz acaba ölmeye değer insanlar var mı ? Dizi izlemiyorum da artık. İnsanları sevmek gerek her pet şişeyi yere atmamak gerekir. Filmleri ne edeceğime dair bir fikrim yok. Saçlar uzamalımı kısa mı durmalı bilemiyorum. Ne zaman bitecek bu yazı yazma ızdırabı. Bir daha ki güncellemede dağıtmalıyım. Yazalım yazalım da baharlara yaklaşalım. Şevval dinlemeye devam belki de 05.07.1997'de dünyaya gelmiştir. Lan ne zaman bitecek bu yazı bildiğin işkence.

10 Şubat 2013 Pazar

Yemek Meseleleri

Benim biricik blogum. Epeydir yazmıyorum takmıyorum seni ama bilki sürekli aklımdasın. Bu aralar çok yoğunum. Gözlerimden zaman akıyor. Ne yapayım dünya dönüyor. Üsküdar'ıda unuttum zaten. Onlarda beni unuttu. Bir randevum vardı ben gitmedim oda bilmem ney. Hade hade o kadar yazıyorum hala bir paragraflık bile olmamış. Daha kardeş bloguna uğrayacağım. Bir cümle daha olsun. Bu cümle Emin için olsun tarihi belirtmekte fayda var 11.02.2013. Yıllar su gibi akarmış. Keşke 0001 yılında yaşasaydım. Yok aslında öyle bir tarih. Acaba bu takvim ne zaman kullanılmaya başlandı ve başladığında Hz.İsa kaç yaşındaydı ? Benden büyüktü o bir kesin.
     Yazmaya devam başkanım. Bir güncellemeyi es geçtik diye yazmayı bırakacak değilim. Sonuçta hedef 5 yapmak tabi şimdilik . Keşke yüz üzerinden değerlendirme yapılsaydı. Ne diyor Sezen Abla "Belki de çocuk gibi sana küseceğim seneler sonra " devamını yazarsam ne anladım özgün içerikten ! Yazmaya cümleleri ardı ardına yapıştırmaya devam.